27° Kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur
  • EURO
  • DOLAR

Kendi Egolarımızı Yüksek Bilinçle Nasıl Serbest Bırakırız ?

Genel - 23 Şubat 2019 18:34 A A

“İnsan olarak yaşamımızın çoğunu düşük bilinç seviyesinde davranışlar sergileyerek geçiriyoruz. Genellikle kendimize dair endişeler taşıyoruz. Kendi başarılarımızı, kendi hayatımızı dar bir çerçevede tanımlıyoruz.

Gerek dünyanın kaotik hali, bağlantılı olarak yaşamlarımızın karmaşası ve hızla akan giden zaman bizden, bilinçli seçimler yapmamızı ve bilinçli bir insan olmamızı gerektiriyor.

Gerek dünyanın kaotik hali, bağlantılı olarak yaşamlarımızın karmaşası ve hızla akan giden zaman bizden, bilinçli seçimler yapmamızı ve bilinçli bir insan olmamızı gerektiriyor.

Bilinç düzeyi, neyin farkına vardığımızı neyin farkına varmadığımızı belirler.
Bilinç seviyemize göre insanlar üzerinde etkili olabiliriz. Bu sebeple insanları ikna etmek isteyen kimse öncelikle bilinç seviyesinin farkında olmalı ve bilinç seviyesini yükseltmeye çalışmalıdır. Hayatta yapabileceğimiz en doyum verici ve anlamlı iş bilincimizi yükseltmektir.

“Bilinç”; Toplumsal matrisin, bize yaşam diye sunduğu hapishane içinde yaşama kararlılığı veya matrisin bizden istediği bilinçsizlik edimlerini güçlendiren robotik bilinçlilik veya matrisin bizden beklediği bir türlü gelmeyen geleceğe ilerleme bilinçliliği ile ilgili alakalı bir bilinç değildir.

İnsan olmak için temel bilinçten, yani bizi insan görünümünde tutan temel bilinçten daha fazlasına ihtiyacımız vardır.


Bilincimizi yükselttikçe, yükselen bilinç seviyesiyle birlikte etkileşim içinde olduğumuz insanların sayısı da artar. Bu süreçte sevgimiz ve sevgiye bağlı olarak enerjimiz de artar.

Sıradan bir hayat pratik, içe bakıştan yoksun ve sadece kendini gerekçelendiren bir görünüm ortaya çıkarır. Bu da “düşük bilinç sahibi olmanın” göstergesidir denilebilir. Nörobilimcilerin bahsettiği ve alt zihin diye adlandırdıkları beynin alt kısımları, bizlere vurulduğunda misilleme yapmayı, başkalarını suçlamayı, hemen yanıt gerektiren soruları bastırmayı, serbest çağrışımlarda başarısız olmayı ve kim olduğumuz, nereye gittiğimiz konusuna takılıp kalmayı öğütler.
Böyle zamanlarda zihin kendi çıkarlarının ve ihtiraslarının ötesine geçer. Başkalarını hayal gücünün kapılarını daha çok aralayarak düşünmeye başlarız. Onlara eleştiriler yöneltmek veya saldırmak yerine, davranışlarının ilkel zihinlerin baskısıyla ortaya çıktığını ve bize karşı herhangi bir kasıt içermediğini düşünürüz. Onların huysuzluklarının, “kötü niyet” değil, sadece geçmişte aldıkları yaraların semptomları olduğunu görmeye başlarız.

Düşük bilinçli insanların hayatına korku hâkim olur. Çünkü düşük bilinçli insanları egoları yönetir. Bu kişiler insanları “ben” ve “onlar” diye ayırdıkları için enerjilerinin ve zamanlarının büyük kısmını boşa harcarlar.
Yüksek bilinçli insanlar ise çevrelerindeki herkesi ve her şeyi öğretmen olarak gördükleri için zamanlarını ve enerjilerini en üretici şekilde değerlendirirler.
Bilincimizi artırdığımız oranda enerjimizi artırabilir, insanlarla daha çok sosyal ilişki kurabilir ve hayatımızdan daha çok zevk alabiliriz.
Bilinç düzeyimiz dünyamızı oluşturur. Korkular ve endişeler dünyasında yaşayan kimseler çevrelerine düşük bilinçli insanlar çekerler.

Yüksek bilinç hali maalesef kısa sürelidir. Bunu uzun süreli hale getirmek mümkün değil çünkü günlük hayatta ihtiyacımız olan birçok önemli görevin gereksinimlerini karşılamıyor. Ancak bu tür durumlar ortaya çıktığında fırsatı kaçırmadan yüksek bilinç örneği sergilenebilir. Yüksek bilinç, ilkel zihin üzerinde elde edilmiş muazzam bir zaferdir. Aslında bu yüksek bilincin avantajlarına karşı biraz daha uyanık olursak, hayattaki deneyimlerimizi gereksiz bilinmezliklerden kurtarıp daha işlevsel hale getirebiliriz.”

Yaşadığımız dünyayı değiştirmenin en etkili ve en kalıcı tek yolu bilinç düzeyini yükseltmekten geçer.
Yüksek bilinçli insan, yaşadığı her şeyi herkesle konuşabilmenin güzelliğini yaşar. Bu insanlar “Gizlilik ayırır, açıklık birleştirir” ilkesine uyarak, kendilerini açıp herkesle gönül huzuru içinde iletişim kurmanın keyfini yaşayabilirler.

İnsanlık artık,  yaşamını sentezlemeyi başarabilmelidir.

İnsan ancak ve ancak kendi yaşamının sentezlediğinde, yaşamı da yaşanır kılabilir.

Ve yaşatabilir.

Yücel Yalçınkaya

Bu haber 4324 kez okundu.
Genel - 18:34 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
%d blogcu bunu beğendi: